ABD

ABD’nin Netanyahu’ya ‘seçim hediyesi’ yok


ABD Başkanı Joe Biden yönetimi, Donald Trump yönetiminde olduğu gibi Tel Aviv ile “İsrail devleti ve ordusu ile ilişkilerde sürekli tavizler vermeden” stratejik bir ittifak ilişkisi kurmaya çalışıyor. Bilhassa Başbakan Binyamin Netanyahu ile ilgili çekincelerini dile getiren ABD yönetimi, eski başkan Donald Trump ile yakın ilişkilerin geçmişte kaldığına, ABD’nin seçim yarışında Netanyahu’ya destek için hediye verme alışkanlığının sona erdiğine dair mesajlar veriyor.

Netanyahu’nun İsrail ve ABD’deki destekçileri, Başkan Biden ile geleneksel telefon görüşmesini gerçekleştirmesi yönünde baskı yapsa da, yakınları ise sabırla beklemesi gerektiği mesajları veriyor. Biden yönetiminde üst düzey bir pozisyonda yer alması beklenen ABD eski İsrail Büyükelçisi Dan Shapiro, Biden’ın Netanyahu ile görüşmekten çekinmesi yönündeki baskıyı hafifletmeye çalışarak “Başkan Biden’ın çağrısındaki gecikme, yeni ABD yönetiminde İsrail’e önem verilmediği anlamına gelmiyor; bu çağrı birkaç gün içinde gerçekleşecek” dedi.

İki ülkedeki siyasi kaynaklar, Biden’ın Netanyahu ile konuşmayarak “özellikle de seçim döneminde Netanyahu ile yaklaşmak ve İsrail ile Filistin arasındaki çetrefilli davaya dahil olmakta acele etmek istemediği” mesajını verdiğini söylüyor. Bazıları ise bunu “Netanyahu’nun ayaklarını yere basması ve ABD’de bir değişiklik olduğunun farkına varmasını sağlama girişimi” olarak görüyor. Nitekim Washington ile resmi ilişkilerden sorumlu bir İsrailli, “Beyaz Saray, Netanyahu’nun Washington’da kendisiyle ilgili bazı değişiklikler olduğunu anlamasını sağlamaya çalışıyor” dedi.

Eski İsrail büyükelçisi Danny Danon, Twitter hesabından yaptığı açıklamada “Nihayet ABD’nin en yakın müttefiki olan İsrail lideriyle görüşme zamanı geldi mi?” ifadelerinde bulundu. ABD’nin Birleşmiş Milletler (BM) eski Daimi Temsilcisi ve İsrail sağına yakınlığı ile tanınan Nikki Haley de, “İran gibi bir düşmana kur yapan Biden yönetimi, İsrail gibi bir dostu ise görmezden geliyor” açıklamalarında bulundu.

Amerikan Yahudi örgütü J Street’in başkanı Jeremy Ben-Ami ise “Tamamıyla farklı bir durumda olduğumuz açık. Biden’ın İsrail ile iyi ve eski bir kişisel ilişkisi olduğu doğru; ancak yeni başkanın ekibi, 2009-2017 yılları arasında İsrail ile ilişkileri daha gergin olan Barack Obama yönetimindeki sorumlularla aynı. Trump yönetimi, Batı Şeria’da istediklerini yapmaları ve yerleşim yerlerini ilhak ederek ilerlemeleri için İsraillilere yeşil ışık vermişti. Bunun en yakın zamanda kırmızıya döneceği görüşündeyiz” ifadelerini kullandı.

Temas eksikliğini İsrail-Filistin çatışması ile ilişkilendiren Carnegie Uluslararası Barış Vakfı araştırmacısı Michael Dunn ise “Başkan Obama, görev süresi boyunca İsrail-Filistin çatışmasında bir çözüme varmayı dış politikada bir öncelik haline getirmiş ve sonuç alamamıştı. Bu, Washington’un kişisel ilişkilerinden bağımsız olarak artık ağırdan almak istediği anlamına geliyor” açıklamalarına başvurdu.

2016 yılında büyükelçilikten ayrıldığından beri Tel Aviv’deki Ulusal Güvenlik Araştırmaları Enstitüsü’nde araştırmacı konumundaki Shapiro, Çarşamba akşamı İsrail merkezli Weizmann Enstitüsü’ndeki konferansta Washington’daki yeni yönetimin Filistinlilerle çatışma ve İsrail konusundaki tutumuna dair sunum yapmıştı.

Biden’ın Filistin-İsrail çatışmasına yönelik iki devletli çözümü sunmaya devam edeceğini söyleyen Shapiro, bu konuda Beyaz Saray’da özel bir temsilci atanacağı görüşünü de reddetti. Biden’a yakın olarak değerlendirilen Shapiro, İsrail’in Suriye’de gerçekleştirdiği saldırıların önemini anlayan ABD yönetimi beklentilerinin “İran’ın nükleer silah geliştirme yönünde en fazla altı ayının kaldığına” işaret ettiğine değindi.

Netanyahu ile Biden arasında beklenen görüşmenin önümüzdeki hafta yapılacağı umudunu dile getiren Shapiro, “Biden şimdiye kadar 10 farklı yabancı liderle konuştu: Kanada, Meksika, İngiltere, Almanya ve Fransa liderleri yanı sıra NATO Genel Sekreteri, Asya ve Rusya’daki müttefikleri. Görevdeki ilk günlerde, kendisi için en önemli konulara odaklandı: Müttefiklerle ilişkilerin düzene sokulması ve Rus-Çin tehditlerinin ele alınması. İsrail’in burada yerinin olmadığı ise önem teşkil etmediği anlamına gelmiyor. Biden, ABD Dışişleri Bakanı ve Savunma Bakanı’nın İsrailli mevkidaşlarıyla görüşmesi konusunda ısrarcı oldu. Bu da ilişkileri sağlamlaştırmaya çalıştığı anlamına geliyor” ifadelerine yer verdi.

Biden’ın iki devletli çözüme bağlı olduğunu, ancak iki taraf arasındaki güven eksikliği ışığında, önceki müzakerelerde başarısız olan mevcut liderlerin katılacağı müzakereleri ilerletme yönünde bir fırsat görmediğini vurgulayan Shapiro, şöyle ekledi:

“Bence Biden; İsrail ve Filistinlilerle ilgilenmesi için özel bir elçi atamayacak. Ancak iki tarafı da olumlu adımlar atmaya, yerleşim birimleri inşaatının artırılması ve terörist olarak tanımadığı Filistinli mahkumlara maaş sağlanması gibi olumsuz adımlar atmaktan kaçınmaya teşvik edecek. Aynı zamanda İsrail ile ilişkilerini normalleştirmeye başlayan Arap ülkelerini bu bağlamda bir araya getirmeye çalışacak. Nitekim İsrail’in güvenliğine bağlı olan Biden, onu destekleyen en güçlü isim sayılıyor. ABD’nin İsrail’in meşruiyetini hem BM hem de Lahey mahkemeleri düzeyinde ve Filistin İçin İsrail’i Boykot Girişimi (BDS) ile mücadelede savunduğuna inanıyor. Nitekim iki ülke arasındaki yakın güvenlik ilişkileri devam edecek. Biden aynı zamanda Arap ülkeleriyle normalleşme anlaşmalarını destekliyor.”

Shapiro, İran konusunda ise şöyle söyledi:

“Biden, İran’ı nükleer silahlar edinmeye ve terörist hücreler üzerindeki nüfuzunu genişletmeye çalışan tehlikeli bir rejim olarak görüyor. Bu konuda acele etmeyen Biden, İranlılara baskı yapıyor. Ancak nükleer anlaşmaya dönmenin doğruluğu konusunda ise İsrail ile görüş ayrılıkları mevcut. Nitekim Biden, İran’ın nükleer bombaya ulaşmasını önlemek için daha güçlü bir gözetimi garanti eden uzun vadeli bir anlaşmaya varmak istiyor.”

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu