Uncategorized

Biden yönetimi: ‘Senkron hatası’ ülkeler için yakın tehlike…


Politikada -iç ve dış fark etmez- en tehlikeli durum senkron hatasıdır.

‘Senkron hatası’, yani doğru işi yanlış zamanda yapmak, gecikmek…

İsterseniz ABD ile ilişkilere bu gözle bakalım.

Suudi Arabistan hayli yaşlı kralın tercihiyle Donald Trump’ın hoşuna gidecek bir çizgi izledi. Ona onun dilinden anlayan bir muhatap olarak genç bir veliaht prens atandı. Trump’ın ülkeye ziyareti bir panayır eğlencesi haline getirildi. ABD’li şirketlere, önemli bir bölümü peşin ödeme olarak yüz milyarlarca dolarlık silah siparişi verildi. Daha önce çeşitli bahaneler ileri sürülerek gerçekleştirilmesinden kaçınılan kadınlara yönelik reformlar bir çırpıda ve birbiri ardına hayata geçirildi. 

Trump da veliaht prensin muhaliflerine dönük vahşiliğe varan sert tavırlarına göz yumdu. ABD’de yaşayan ve Washington Post’ta yazan gazeteci Cemal Kaşıkçı İstanbul’da infaz edildi, Trump ses çıkarmadı. Bir kadın hakları savunucusu, Loujain al-Hathloul, sonraları uygulamaya konulan kadınlara araç kullanma hakkı verilmesini talep ettiği için, 2018’de cezaevine konuldu, Trump kılını kıpırdatmadı. 

Joe Biden’in seçimi kazanmasına Suudi Arabistan hazırlıksız yakalandı. Bir türlü senkronize olamadı. 1000 gündür cezaevinde tutulan kadın hakları savunucusu al-Hathloul ancak dün serbest bırakıldı.

Veliaht Prens değişme vaatlerinde bulunuyor, ancak uyum hep bir adım geriden geliyor. 

Biden yönetimi Suudi Arabistan’ın Yemen’de yürüttüğü savaşa verilen desteği durdurduğunu açıklayarak işlerin eskisinden farklı gelişeceğine dair ilk sinyali vermiş oldu. 

Senkron bir türlü tutmuyor. 

Önümüzdeki günlerde MbS’nin geri plana çekildiğini, aileden bir başkasının onun yerine atandığını işitirsem hiç şaşırmayacağım. 

Türkiye’de durum nasıl? 

Cumhurbaşkanlığı sözcüsü Dr. İbrahim Kalın dün CNN International kanalından yeni dönem Türk-Amerikan ilişkileri konusundaki görüşlerini duyurdu: 

“İlişkimiz saygı, ortak çıkar ve egemenliklerimizin karşılıklı tanınmasına dayandığı sürece iyi bir ilişkimizin olacağına ve Türkiye’yi yakından tanıyan, başkan yardımcısı iken ülkemize dört kez gelen Joe Biden’ın yönetiminde ikili ilişkilerde yeni bir sayfa açılacağına inanıyoruz.” 

Washington’a verilen olumlu mesajlar bunlar… 

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın önceki gün yaptığı, “Sorun S-400 ise, onu ‘Girit formülü’ ile, yani sistemi bir depoya kapatarak çözebiliriz” açıklaması da bu anlamda önemliydi. 

Ancak yine de senkron hatası ihtimali var. 

Yeni dönemin Beyaz Saray’da Trump’ın oturduğu günlerden çok farklı olacağını tam fark etmiş değiliz. 

Osman Kavala başta olmak üzere cezaevlerinde uzun süredir bulunan tutuklular konusu ile Boğaziçi Üniversitesi’ne atanan yeni rektöre itiraz eden gençlere orantısız güç kullanılması görüntüleri böyle bir ihtimali akla getiriyor. 

ABD ile ilişkiler Türkiye ve AK Parti iktidarı için önem taşıyor ise, hukuk alanında zaten sözü edilmiş olan reformlar için ciddi adımlar atılması yerinde olacak. 

Gecikmeli de olsa… 

Yeni dönem, Rusya ile ilişkileri gözden geçirmeyi, hatta reformlara engel çıkaran çevreyle yolları ayırmayı zorlayabilir. 

Her gecikmeli adım, senkronize hatası, farklı sorunlara yol açabilir. 

Tekrarlayayım: Yukarıdaki tespitlerim ve onlara dayalı temennim, eğer Cumhurbaşkanı sözcüsü Dr. Kalın’ın CNN’de söyledikleri iktidar adına bir politika tercihini yansıtıyor ve ABD ile ilişkileri iyi tutmak önemseniyor ise geçerlidir. 

Aslında ikili ilişkilerin sağlıklı bir zemine oturmasını sağlamada Türkiye’nin lehine bir durum var: 6 Ocak günü Joe Biden’in başkanlığa gelmesini engellemek için yapılmış darbe girişimi… 

Başından 15 Temmuz (2016) hain darbe girişimi geçmiş Türkiye kendisini Washington’a daha kolay anlatabilir. 

O konuda da ABD ile senkronize olmak gerekebilir… 

Bu yazıya başladığım sırada ülkemizle arasındaki saat farkı sebebiyle ABD’de henüz mesai bitmemişti. ABD dışişleri bakanlığı son dakika açıklamalarıyla Türkiye’nin verdiği olumlu mesajlar hakkında tavrını açıkladı. 

İlki, bakanlık sözcüsü Ned Price’ın düzenlediği basın toplantısında “Türkiye ile ortak çıkarlarımız yanında ihtilaflarımız da var” demesi ve S-400 konusu yüzünden konulmuş Türkiye aleyhindeki kapsamlı yaptırımları hatırlatması… 

Bir diğeri de, yine aynı sözcünün, basın toplantısından sonra Osman Kavala’nın serbest bırakılmasını talep eden diplomatik nezaket sınırlarını hayli zorlayıcı bir yazılı açıklama yapmış olması…

Aynı açıklamada Henri Barkey’in Amerikan vatandaşı olduğu hatırlatılarak onun adının bir davaya karıştırılmasının temelsiz olduğu da belirtiliyor. 

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ile Anayasa Mahkemesi kararları uygulansa ve ilan edilmiş ‘hukuk reformu’ zamanında gerçekleştirilmiş olsa idi böyle bir saygısızlığa meydan verilmemiş olurdu. 

Senkron hatası… 

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu