Ekonomi

Ekonomide Albayrak’ın izleri siliniyor, MB kârı erken gelmeyince bütçe rekor açık verdi


Hazine ve Maliye Bakanlığı Ocak ayında bütçenin 24,1 milyar TL açık verdiğini açıkladı. Aylık bazda rekor denilebilecek bu tutara karşılık geçen yılın ocak ayında ise 21 milyar TL fazla verilmişti.

Nasıl mı? Merkez Bankası’nın (MB) yasasında Nisan ayında yapılması öngörülen olağan genel kurulu ‘olağanüstü’ olarak Ocak ayına çekilip,  2019 yılı kârı ve olağanüstü durumlar için banka hesaplarında tutulan yedek akçe/ihtiyat akçesi birlikte bütçeye aktarılmıştı. Toplam 48 milyar TL’lik bu tutar bütçeye aktarılınca, eski Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak art arda attığı tweetlerle bütçenin fazla verdiğini övünerek duyurmuştu.

Geçtiğimiz yıl Kasım ayında MB Başkanı Murat Uysal’ın normalde beş yıl olan görev süresinin 16’ıncı ayında görevden alınmasının ardından Berat Albayrak da ‘sağlık’ nedenleriyle istifa etti. Yerine atanan yeni bakan Lütfi Elvan ve MB’nin başına getirilen Naci Ağbal, Albayrak’ın ‘olağanüstü genel kurul, erken kâr ile yedek akçeyi aktarıp bütçeyi kurtarma’ formülünü devreden çıkarttı.

Maliye ve MB politikaları üzerinde Albayrak ve ekibinin izleri silinirken, yeni ekonomi yönetiminden bir hamle de Türkiye İstatistik Kurumu’nda (TÜİK) geldi. Berat Albayrak, Hazine ve Maliye Bakanı olunca önce TÜİK’in fiyat istatistiklerinden sorumlu başkan yardımcısı görevden alındı.

Ardından TÜİK’in başına Albayrak’ın Enerji Bakanlığı döneminde yakın çalışma arkadaşı Yinal Yağan getirildi. Geçen yıl Mayıs ayında Albayrak TÜİK’te ikinci bir operasyon daha yaptı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eşi, Albayrak’ın kayınvalidesi Emine Erdoğan’ın özel kalem müdiresi Elif Esen ile evlenen Muhammed Cahit Şirin’i, TÜİK başkanlığına vekâleten atadı.

Ancak Şirin de Albayrak’ın ayrılmasının ardından, daha bir yılını dolduramadan 15 Şubat’ta görevden alındı. Yerine kurumun içinden yetişen ve bugüne kadar TÜİK’in çeşitli kademelerinde görev yaptıktan sonra başkan yardımcısı olan ODTÜ’lü Ahmet Kürşad Dosdoğru getirildi. 

Hazine ve Maliye Bakanlığında Albayrak döneminde göreve gelen iki bakan yardımcısı da bir süre önce Erdoğan tarafından görevden alındı yerlerine yeni atamalar yapıldı. Şimdi gözler MB’de.

Halen Albayrak-Uysal döneminde göreve gelen MB başkan yardımcıları ve Para Politikası Kurulu (PPK) üyeleriyle devam eden Naci Ağbal’ın da MB’deki Albayrak izlerini silmek üzere yönetim operasyonuna hazırlandığı ekonomi kulislerinde öne sürülüyor.

Ekonomideki sıkıntılar ağırlaşarak sürerken, iktidar çeşitli senaryolarla, bunu geri plana itme çabasında. Nitekim, hâlâ ortada olmayan demokratik-ekonomik reform paketi beklenirken, Kuzey Irakta gerçekleştirilen Gare operasyonu ve PKK’nın 6 yıldır alıkoyduğu 13 asker ve polisin katledilerek şehit edildiği haberi bir anda her şeyin önüne geçti.

Cumhurbaşkanı 8 Şubat’ta yaptığı açıklamada, 10 Şubat’taki Millete Sesleniş konuşmasında ‘güzel ve müjdeli haberler vereceğini, belirterek ‘o gün hepiniz beni izleyin’ demişti. Ancak geçen hafta bu konuşma olmadı. Sonrasında ise gerçekleşemeyen bu konuşmadaki müjdelerin, 10 Şubat gecesi Gare’ye yönelik başlatılan operasyonla, PKK’nın 6 yıldır alıkoyduğu asker ve polislerin kurtarılarak Türkiye’ye getirilmesi olarak planlandığı ortaya çıktı. 

Ancak Erdoğan operasyondaki başarısızlığı itiraf etmesine karşılık, muhalefeti suçlamaya yöneldi. Siyasette ipler yine gerildi. CHP lideri Kılıçdaroğlu 13 şehidin sorumlusunun Cumhurbaşkanı Erdoğan olduğunu öne sürerek 5 soru yöneltirken, Erdoğan yanıt yerine CHP liderine ‘Sen böyle bir şeyi nasıl söylersin, ne yüzsüz bir adamsın, terbiyesiz herif’ diyerek karşılık verdi. 

Uzun bir aradan sonra ilk kez Milli Savunma ve İçişleri Bakanları’nın muhalefet partilerine giderek bilgi aktarması ardından TBMM Genel Kurulu’nda da özel oturum düzenlenerek iki bakan milletvekillerine Gare sunuşu yaptı. Ancak, muhalefete göre tüm bu adımlar, fiyasko ile sonuçlanan operasyondaki başarısızlığı örtme çabasından başka bir şey değildi. İktidarın sıkışmışlığının işaretleriydi. 

Aslında iktidarın beklentisi, genel kurul oturumunda kavga ve tartışma çıkması, ortalığın karışması, CHP ve HDP’nin susturulması, milletvekillerinin birbirinin üzerine yürümesi ve iktidarın fiyaskonun sorumluluğundan yakayı kurtarmasıydı.

AKP Grup Başkanvekili Özlem Zengin bir gün önce yaptığı açıklamalarda bu beklentinin işaretlerini vererek, zemini hazırlamaya girişti. MHP lideri Bahçeli de genel kurul öncesi grup konuşmasında, HDP, CHP, SP, İYİ Parti’ye suçlamalar ve hakaretler yağdırarak bunu körüklemeye çalıştı. Ancak muhalefet partileri izledikleri soğukkanlı tutumla buna fırsat vermedi. 

Oturumu yöneten MHP’li meclis başkanvekili Celal Adan’ın genel kurulu açış konuşmasındaki kışkırtıcı, HDP’yi aşağılayıcı, CHP’yi tahrik etmeye dönük ifadeleri de sonuç vermedi. Muhalefet kurulmak istenen tuzağa düşmediği gibi, belki de ilk kez beka, şehitler vb. iktidar ittifakının sürekli kullandığı yaklaşımını boşa çıkarttı ve hesap sordu, soru sordu, iktidarı zora soktu. Özetle Erdoğan ve iktidar buradan da umduğunu elde edemedi.

Müjde siyaseti şehit cenazelerine dönüşünce iktidar, muhalefeti suçlama bombardımanıyla fiyaskonun üstünü örtmeye yöneldi. Ancak örtülmeye çalışılan ekonomik sorunların ağırlığı karşısında zorlanıyor, fazla aşama kaydedemiyor. Gerek bütçede ortaya çıkan güncel tablo gerekse ekonomide Albayrak’ın izlerini silme gayretleri, farklı alanlarda patlak veren sorunlarla kendisini gösteriyor.

Örneğin, salgın sürecinde alınan kararlarla ödeme yükümlülükleri artan, aynı zamanda kamu bankalarına da kaynak aktarımında kullanılan İşsizlik Sigortası Fonu’nun (İSF) nakit varlıklarındaki erime 40 milyar TL’ye doğru gidiyor. Geçtiğimiz yıl nisan ayında başlatılan kısa çalışma ödeneği ödemeleri, işten çıkartma yasağına rağmen ücretsiz izne çıkartıma yolunun açılmasıyla işyeri kapananlara yapılan nakdi destek ödemeleri İSF’nin kaynaklarını da eritti.

2020 yılı Nisan ayında işsizlik sigortası menkul kıymet ve nakit fon varlığı tutarı 133 milyar 222 milyon TL ile en yüksek seviyesine ulaşmış iken geçen 9 ayda hızla eridi. 

9 Şubat 2021 itibarıyla İSF’nin varlığı 35,5 milyar azalarak 97 milyar 680 milyon TL’ye geriledi. İşini yitirenlere ödeme yapan İSF varlığındaki erime bu hızla devam ettiği takdirde, bir süre sonra işini kaybedenlere yapılan ödemeler tıkanabilir. Kaldı ki milyonlarca işyerinin kapalı olması, çalışanlar ve işveren adına fona yapılan ödemelerin kesilmesi, İSF’ye kaynak girişini hızla azaltırken, fonu net ödeyici durumuna getirdi.

Bunun yanında, çalışan ve emeklilerin sosyal güvenlik, sağlık güvencesi olan SGK’da alarm veriyor. SGK, özel hastanelere, Şehir Hastanelerine sürekli kaynak aktaran, ödeme yapan ve açıkları olağanüstü boyutlara ulaşan bir konuma geldi. İktidar SGK’nın açıklarını sürekli şekilde hazineden yapılan ödenek aktarımlarıyla kapatmaya çalışıyor. Ancak son rakamlar bunun da sürdürülemez bir hale geldiğini, İSF gibi, milyonlarca çalışanın, emeklinin güvencesi SGK’nın da iflasa sürüklenmek üzere olduğunu gösteriyor.

SGK verilerine göre en son 2020 Kasım ayı sonu itibarıyla aktif sigortalı çalışan sayısı 20 milyon 441 bin kişi. 2015’te bu sayı 19 milyon 217 bin kişiydi. Yani beş yılda aktif sigortalı çalışan ve kuruma prim ödeyen sayısı her yıl sadece 220 bin kişi olmak üzere sadece 1,2 milyon artmış. İşsiz sayısının kasım ayı itibarıyla 10 milyonu aşmış olması, SGK’nın aktif prim ödeyen çalışan sayısının neden artmadığını somut şekilde ortaya koyuyor.

Buna karşılık aynı beş yıllık dönemde SGK’dan emekli aylığı alanların sayısı ise 1 milyon 870 bin kişi arttı. Yani beş yıllık dönem itibarıyla prim ödeyen aktif çalışan sayısı yılda 220 bin kişi artarken, emekli aylığı alanların sayısı yılda 375 bin kişi arttı.

SGK’nın kasım ayı sonu itibarıyla 11 ayda 314 milyarı emekli aylığı, 121 milyarı sağlık harcaması olmak üzere yaptığı toplam ödeme tutarı 435 milyar TL. SGK’ya ayrılan bütçe ödeneği yetmediği için hazineden SGK’ya 11 ayda toplam 232 milyar TL aktarıldı! Aralık verileri açıklandığında aktarılan tutarın 250 milyarın üzerine çıkması yanında, bu yıl hazineden SGK’ya aktarılacak tutarın ise 400 milyarı aşması söz konusu.

Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ortalamalarında ve sağlam sosyal güvenlik sistemlerine sahip ülkelerde 4 çalışan 1 emekliyi finanse ederken, SGK’nın Kasım 2020 itibarıyla görünen tablosunda Türkiye’de 1,7 çalışan 1 emekliyi finanse ediyor.

Aktüeryal açıdan sürdürülemez olan bu tablo nedeniyle de SGK açıkları katlanarak artıyor. Hazine yüksek faizle borçlanarak SGK’ya kaynak aktarıyor. Emekli maaşları çok düşük tutulmasına, geçtiğimiz yıl yüzde 3, bu yıl yüzde 8 artırılmasına karşılık sosyal güvenlik sisteminin açıkları büyüyor. 

Düşük tutulan emekli aylıklarına karşılık SGK, özelleştirilen sağlık sistemine, özel hastane zincirlerine, Şehir hastanelerine aktarılan yüz milyarlarla özel sağlık kurumlarının finansörü haline gelmiş durumda. İktidar tarafından kapatılan SSK ilaç fabrikası, SSK hastaneleri sonrasında, özel sağlık kuruluşlarına, Şehir hastanelerine mecbur edilen SGK’lılar için bu kurumlara SGK tarafından olağanüstü ödemeler yapılması gerekiyor.

Çalışan sayısı azalırken, işsiz sayısı artıyor. Çalışma çağındaki gençler iş bulamadığı istihdam azaldığı için SGK’ya prim ödeyenlerin sayısı ve prim gelirleri hızla düşüyor. TÜİK’in son verisiyle nüfus artış hızı da geriliyor.

Dolayısıyla yakın gelecekte yaşlı nüfus ve emekli sayısı daha da artacak ve bu sistemi finanse edecek çalışan sayısı, emekli sayısından daha az olacak. Türkiye giderek, çalışanlarına ve emeklilerine insanca maaş veremeyen bir ülkeye dönüşürken, SGK da iktidara yakın bir avuç özel hastane, özel emeklilik ve sigorta şirketiyle, iktidara yakın müteahhitlerce işletilen Şehir Hastaneleri’ni finanse etmeye mecbur kalacak.

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu