Siyaset

Freedom House raporu: Dünyada demokrasi kuşatma altında Türkiye’de ise özgürlükler geriledi


ABD’nin saygın düşünce kuruluşlarından Freedom House (Özgürlük Evi) pandeminin de damga vurduğu 2020 yılında ülkelerdeki özgürlük ve demokrasi durumuyla ilgili raporunu yayınladı. 

VOA’dan Begüm Dönmez Ersöz imzalı habere göre raporda Türkiye ile ilgili ifadeler oldukça dikkat çekici.

Rapora göre, dünya genelinde demokrasideki düşüş hızlandı, otoriter liderler daha da cesaretlendi. 

Raporda, “2020’de öldürücü bir pandemi, ekonomik ve fiziksel güvensizlik ve şiddetli çatışmalar dünyayı yıkıma uğratırken, demokrasinin savunucuları otoriter düşmanlarına karşı mücadelede yeni ağır kayıplar verdi, uluslararası denge tiranlık lehine değişti” ifadeleri yer aldı. 

Raporda hala özgür olarak nitelense de sorunlu bir demokrasi olarak tanımlanan ABD’de reforma ihtiyaç duyulduğu belirtildi. Rapora göre “özgür olmayan ülkeler” kategorisinde yer alan Türkiye, son 10 yıl içinde özgürlükler alanında en büyük gerilemenin yaşandığı ülkeler arasında.

Freedom House bu yılki raporunda dünya nüfusunun yüzde 75’ini temsil eden 73 ülkenin özgürlük puanlarını düşürdü.

Bu ülkeler arasında Çin, Belarus ve Venezuela gibi “otoriter devletler” dışında “sorunlu demokrasiler” olarak nitelenen ABD ve Hindistan da yer aldı.

Freedom House’un özgürlükler raporundaki grafiğe göre, Türkiye son 10 yıl içinde en büyük gerilemenin görüldüğü ülkeler arasında Mali’den sonra ikinci sırada yer aldı.

Raporda, bu yıl da özgür olmayan ülkeler kategorisinde yer alan Türkiye’nin 10 yıl içinde toplam 31 puan gerilediği belirtildi.

Raporun Türkiye bölümünde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Türk siyasetinde önemli bir güç sahibi olmaya devam ettiği; ancak 2019 yılındaki yerel seçimlerde muhalefet partilerinin kazandığı zaferin ve Corona virüsü salgınının zorda olan ekonomi üzerindeki etkisinin hükümeti muhalefetin baskılanmasına ve kamuoyunda tartışmaların kısıtlanmasına teşvik ettiği belirtildi. 

Türkiye’de ana akım medyanın özellikle de televizyon yayıncılarının hükümetin duruşunu yansıttığı ve sık sık benzer manşetlerin atıldığı kaydedildi. Bazı bağımsız gazete ve internet siteleri faaliyetlerine devam etse de bunların büyük bir siyasi baskı altında oldukları ifade edildi. 

Türk vatandaşlarının görüşlerini yakın çevrelerinde açık bir şekilde dile getirdikleri; ancak sosyal medyadaki paylaşımları ya da kamuoyunda söylediklerine dikkat ettikleri belirtildi. 

2020 yılında yüzlerce sosyal medya kullanıcısının Corona virüsü salgınıyla ilgili ”provokatif” olarak nitelenen paylaşımlar sebebiyle gözaltına alındıkları ve bazılarının da ekonomi, terörizm ya da askeri operasyonlar gibi konularda düşüncelerini dile getirdikleri için gözaltına alındıkları ya da yargılandıkları kaydedildi. 

Freedom House, Türkiye’nin de içinde bulunduğu bölgede, otoriter yönetimlerin genişlemesinin ve uluslararası arenada önemli demokrasilerin gittikçe azalan ve tutarsız bir şekilde varlık göstermesinin, insan hayatı ve güvenlik konusunda somut etkileri olduğunu, buna siyasi anlaşmazlıkların çözümü için sık sık askeri güce başvurulmasının da dahil olduğunu belirtti.

Raporda Libya ve Yemen gibi uzun süredir devam eden çatışmaların şiddetlendiği, Etiyopya liderinin Tigray’da, Azerbaycan liderinin de Dağlık Karabağ’da savaş başlattığı, bu ülkelerin sırasıyla Eritre ve Türkiye’den destek aldıklarına da değinildi.

Raporda otoriter devletlerin askeri güç kullanması dünya genelinde demokratik normlarda çürüme yaşandığının bir diğer sonucu olarak değerlendirildi.

Raporda hala “Özgür” olarak değerlendirilse de ABD’nin Trump yönetiminin son yılında demokratik düşüş yaşadığı, ABD’nin özgürlük puanının son on yıl içinde 11 puan düştüğü ve yalnızca 2020 yılı içinde üç puan gerilediği vurgulandı.

Rapora göre, bu değişiklikler ABD’nin dünyanın önde gelen Fransa, Almanya gibi demokrasilerle uyumunu bozdu.

Raporda ayrıca Trump yönetiminin kurumlarda görevli genel müfettişleri görevden alarak, aksaklık ve yanlış uygulamaları ihbar eden çalışanları kovarak ya da cezalandırarak, COVID-19 konusunda bilgileri kontrol ya da manipüle etme girişiminde bulunarak yönetimde şeffaflığa zarar verdiği kaydedildi.

ABD genelinde geçen yıl yaşanan protestolara da değinilen raporda, bu protestolarda şiddet olaylarının, polis şiddetinin yaşandığı ve karşıt protestocularla silahlı kişilerin bu protestolara karıştığı belirtildi. Gösterileri haberleştirirken gözaltına alınan ve fiziksel saldırıya hedef olan gazetecilerin sayısında artış yaşandığı da vurgulandı.

Raporda, eski Başkan Donald Trump’ın, 6 Ocak günü seçim sonuçlarını onaylamak üzere toplandığı sırada Kongre binasının basılmasıyla sonuçlanan ve seçim yenilgisini geçersiz kılmaya yönelik “şok edici” girişimlerinin ABD’de seçim kurumlarını ciddi baskı altında bıraktığı vurgulandı.

Bu krizin “ABD’nin dünyadaki güvenilirliğine zarar verdiği, ülkede siyasi kutuplaşma ve aşırıcılık tehdidini gözler önüne serdiği” de raporda kaydedildi.

ABD’de yaşananların ardından otoriter devletlerdeki yönetici ve propagandacıların kendi yaptıkları ihlal ve suistimallerden dikkati başka yöne çekmek amacıyla her zaman Amerika’nın kendi içindeki kusurlara işaret ettikleri, son bir yıl içinde yaşanan olayların bu yöneticilere bu taktiğin kullanılmasında malzeme verdiği de raporda ifade edildi.

Otoriter ülkelerdeki liderlerin atıfta bulunduğu bu bulguların uzun süre hafızalarda kalacağı belirtilen raporda, 6 Ocak’taki Kongre baskının ardından Rusya Dışişleri Bakanlığı sözcüsünün, “Washington’daki olaylar ABD’nin seçim sürecinin günümüz koşullarına uygun olmadığını, çağdaş standartları karşılamadığını ve ihlallere açık olduğunu gösteriyor” dediğine dikkat çekildi.

Zimbabve devlet başkanının da yaşananların “ABD’nin demokrasiye destek kisvesi altında bir başka ülkeyi cezalandırma hakkı olmadığını gösterdiği” ifadelerini kullandığı anımsatıldı.

Freedom House Başkanı Michael Abramowitz, “6 Ocak’ta yaşananlar Amerikan demokrasisinin kırılganlığı konusunda bir uyanış çağrısı olmalı. Başta Çin olmak üzere otoriter güçler dünya genelinde çıkarlarını ilerletiyor, demokrasilerse iç sorunlarla boğuşuyor. Özgürlüğün küresel ölçekte galip gelmesi için ABD ve ortakları bir araya gelerek demokrasiyi hem ABD içinde hem de dışında güçlendirmek için daha çok çalışmalı. Başkan Biden Amerika’nın demokrasi ve insan haklarına destek konusunda uluslararası rolünü yeniden tesis etme sözü verdi. Ancak ABD’nin liderlik özelliğini yeniden inşa etmesi için kendi siyasi sistemi içindeki zayıflıkları da eşzamanlı olarak çözmesi gerekiyor” sözleriyle değerlendirdi.

Abramowitz, “Amerikalılar, mahkemeler ve diğer önemli kurumların seçim sonrası krizde sağlam durmasından ve ülkenin olası en kötü sonuçlardan kaçınmış olmasından memnun olmalı. Ancak Biden yönetimi, yeni Kongre ve Amerikan sivil toplumu ABD demokrasisini, herkes için siyasi hak ve özgürlükleri geliştirip güçlendirerek sağlamlaştırmalı. ABD olumlu bir örnek teşkil ettiğinde, herkes bundan fayda sağlar. Ülkenin kendisi de daha demokratik bir dünyanın meyvelerini yeniden toplar” ifadelerini kullandı.

Raporda dünya genelinde demokrasinin gelişmesi için politika alanında çözüm önerileri de yer aldı. Bu bağlamda ülkelere şu çağrılar yapıldı:

– Demokrasi çağrısı yapan sivil toplum ve halk hareketlerinin desteklenmesi

– Özgür ve bağımsız medyanın desteklenmesi ve bilgiye erişimin korunması

– Dış yardımda demokrasiyi güçlendiren programların vurgulanması

– Kritik dönüm noktalarında bulunan ülke ve bölgelere odaklanılması

– Diğer demokrasilerle ittifaklara ve çok taraflı kurumlara yatırım yapılması

– Eğitime yatırım yapılarak demokratik ilkelere halk desteğinin güçlendirilmesi.

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu