Toplum

Kovid-19’un insanlara karşı silahı: Oksijen eksikliği


California Üniversitesi’nde Ekoloji ve Evrimsel Biyoloji Bölümü’de Profesör Terrie Williams, Kovid-19 hastalarında görülen çeşitli semptomları incelemeye başladığında, hastalığın insanları etkilediği farklı yollar ile dalış sırasında düşük oksijen seviyelerine dayanabilen balinalar ve yunuslar gibi deniz memelilerine ait birçok fizyolojik adaptasyon arasında bir ilişki olduğunu gördü. Prof. Williams bu durumla Kovid-19 arasındaki ilişkiyi 3 Aralık’ta “Karşılaştırmalı Biyokimya ve Fizyoloji (Comparative Biochemistry and Physiology)” dergisinde yayınlanan bilimsel bir makalede açıklıyor.

Prof. Williams, deniz memelilerinin fizyolojisini ve su altında uzun süre nefessiz kalarak yorucu aktiviteler gerçekleştirme konusundaki olağanüstü yeteneklerini incelemek için onlarca yıl harcadı. Williams araştırmalarında, normal oksijen ve hipoksi (düşük oksijen seviyeleri) arasında hızlı fizyolojik geçişler yaşadıklarını keşfetti ve saatlerce nefessiz kaldığı halde aktif olmasını sağlayan bir grup biyolojik adaptasyonları  belgeledi.

Oksijen eksikliğini insanlara karşı bir silah olarak kullanan koronavirüsün akciğerler ve kardiyovasküler sistem üzerindeki etkileri nedeniyle enfekte olan kişide oksijen seviyeleri düştüğünde bu adaptasyonların eksikliğinden dolayı çok çeşitli dokularda hızlı hasara karşı savunmasız hale geliyor. Williams, makalesinde balinalar ve yunuslar gibi deniz memelilerinin dalış fizyolojisini anlamanın Kovid-19’un etkilerini anlamamıza yardımcı olabileceğini öne sürüyor.

Prof. Williams, makalesinin yayınlanmasıyla eş zamanlı olarak Californiya Üniversitesi’nin web sitesinde yayınlanan bir raporda şu ifadeleri kullanıyor:

“Deniz memelilerinde dalış fizyolojisini anlamak, oksijenden yoksun dokularda hasar hızla meydana geldiğinden ve geri döndürülemez olabileceğinden, insanların kendilerini bu virüse karşı korumalarında gerçekten önemli olabilir. Ayrıca, koronavirüs bulaştıktan sonra insanlar üzerinde görmeye başladığımız uzun vadeli etkileri açıklayabilir.”

Kalp ve beynin özellikle oksijen yoksunluğuna karşı duyarlı oldukları biliniyor. Ancak deniz memelileri bunları ve diğer hayati organları korumak için birden fazla mekanizmaya sahip. Deniz memelileri, daha yüksek kan hacimleri ve hemoglobin konsantrasyonları nedeniyle insanlara kıyasla daha yüksek oksijen taşıma kapasitesine sahip. Bununla birlikte bazı deniz memelileri, oksijenden zengin kan hücresi stoğunu dolaşıma salmak ve bu yüksek kırmızı kan hücresi konsantrasyonlarından kaynaklanan kan pıhtılarını önlemek için dalış sırasında dalaklarında küçülme olur. Birçok türünün ise, diğer memelilerde bulunan ana pıhtılaşma faktöründen yoksun olduğu biliniyor.

Diğer değişiklikler arasında, beyindeki miyoglobin, iskelet kası, nöroglobin ve sitoglobin gibi oksijen taşıyan proteinlerin önemli ölçüde artan etkileri yer alıyor.

Bununla birlikte araştırmaya göre, birçok güvenlik faktörü ve biyokimyasal depoya da sahipler. Hatta deniz memelilerindeki oksijene en bağımlı dokular yalnızca oksijenlenmenin azalmasına karşı dayanaklı değil, aynı zamanda oksijenli kanlı dokuların yeniden pompalanmasını da sağlıyor. İnsanlarda ise kalp krizi veya felçten sonra pompalama genellikle ek doku hasarına neden oluyor.

Williams’a göre, “Deniz memelilerinin hipoksiyi tolere etmek için geliştirdikleri çözümler, insanlarda oksijenden yoksun dokulara zarar verme potansiyelini anlamak için doğal bir model sağlıyor.”

Prof. Williams açıklamasını şu sözlerle sürdürüyor:

“Deniz memelileri üzerine yapılan çalışma, oksijen bulunabilirliği düşük olduğunda vücudu korumak için neye ihtiyaç duyulduğunu anlamamı sağladı. Oksijen yolunun kapatılmasına neden olan birçok etki var ve bence bu Kovid-19 hastalarında gördüğümüz şey.”

Williams, özellikle koronavirüse yakalandıktan uzun süre sonra semptomları devam eden kişiler için endişeli olduğunu belirterek şu açıklamalarda bulunuyor:

“İnsanların bunun grip gibi olduğunu söylediklerini duyuyorum. Ancak Kovid-19, kalp ve beyne uzun vadeli hasar verme potansiyeli nedeniyle beni korkutuyor. Oksijen yoksunluğunu ve doku onarım sürecini düşündüğünüzde, birçok insanın daha az etkilenenlerin bile iyileştikten sonra bile normal yaşamlarına dönmekte zorluk çekmeleri mantıklı.”

Kovid-19’a yakalanmaktan kaçınmak için insanların ellerinden gelen her şeyi yapmaları çağrısında bulunan Williams, “Kalp ve beyin hücrelerimizin ömür boyu sağlam olması gerekiyor. Hasar gördüklerinde başkalarıyla değiştiremeyiz. Yunuslar ve balinalar, insanların sahip olmadığı doğal korumalara sahip. Bu nedenle biz hipoksiye (oksijen eksikliği) karşı çok savunmasızız” diyor. Diğer taraftan, Sağlık Bakanlığı Göğüs Hastalıkları Danışmanı Dr. Muhammed el-Ekrat, araştırmacının deniz ortamında olup bitenler ile insanlar arasında kurduğu bağlantıya ilişkin yaptığı açıklamada, “Araştırmacının uyardığı oksijen düşüklüğü riski, kandaki oksijen satürasyonunu ölçen özel bir cihaz olan nabız oksimetre cihazı ile takip edilebilir” dedi.

Dr. Ekrat, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Hastalara, ciddi hastalık gelişimi belirtileri göstermeyenlere bile, kanlarındaki oksijen satürasyon seviyesini kalıcı olarak izlemek için bu cihazı satın almalarını tavsiye ediyoruz, böylece risk belirtileri göstermezler” ifadelerini kullandı.

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu