Toplum

Lamaların Kovid-19’a karşı daha fazla antikor ürettiği tespit edildi


Yeni tip koronavirüse karşı mücadelenin devam ederken, bilim adamları hastalığın olası bir tedavisini bulmak için beklenmedik bir kaynağa, lamaların doğal olarak ürettikleri küçük antikorlara yöneldiler. Dünya Kovid-19’a karşı çeşitli aşıların geliştirildiği haberlerini memnuniyetle karşılarken, virüse yakalananlara yönelik etkili tedavi arayışları devam ediyor ve bilim adamları bu konu için beklenmedik bir kaynak olarak görülen Güney Afrika’daki lamaları inceliyor.

ABD-Belçika ortak çalışma ekibinden araştırmacılar, ABD Enerji Bakanlığı’nın Argonne Ulusal Laboratuvarı’nda, Gelişmiş Foton Kaynağının (APS) ultra parlak X-ışınlarını kullanarak, lamalardan alınan antikorların koronavirüse karşı etkili bir silah olarak kullanılabileceğini tespit ettiler. Konuya yönelik bilimsel bir çalışma Aralık ayında “Science” dergisinde yayınlanmıştı. Söz konusu yöntem şu anda çalışma aşamasında olan bir tedavide kullanılıyor.

Antikorlar, bağışıklık sisteminin enfeksiyona karşı doğal savunmasıdır ve kandan ayrıştırıldığında, tedavi ve aşıların tasarlanmasında kullanılabilirler. Lamalar, bu antikorları doğal bir şekilde ve nano boyutlarda yüksek miktarda üretirler. Nanobodiler boyutları sayesinde, daha büyük boyutlu antikorların ulaşamadığı, viral proteinlerin yüzeyindeki ceplere sığabilecek bir boyutta olurlar.

Argonne Ulusal Laboratuvarı Yapısal Biyoloji Merkezi Direktörü Andrzej Joachimiak, laboratuvarın web sitesinde Salı günü yayınlanan bir raporda şunları söylüyor:

“Çeşitli SARS-CoV-2 proteinleri ile 50’den fazla lama antikoru aldık, gelişmiş foton kaynağının ultra parlak X-ışınlarını kullanarak, enfeksiyonla mücadelede en etkili olanları belirledik.”

Bilim adamlarının lamalara yönelmesi şaşırtıcı görünse de, aslında bunun için çok iyi bir nedenleri var. Lamalar, deve ve alpakaları da içeren devegiller adlı bir grup memeli ailesine mensuptur. Devegiller, hastalıklara karşı benzersiz bir antikor türü üretirler.  Genellikle nanobodiler olarak adlandırılan bu antikorlar, insanlar tarafından üretilen antikorların yaklaşık yarısı boyutundadır.

Lamalar da dahil olmak üzere devegillerin, tek protein zincirleriyle daha küçük antikorları üretmesine neden olan bu genetik, Belçika’daki bilim adamları tarafından 1980’lerin sonlarında tesadüfen keşfedildi. O zamandan bu yana, bilim adamları bu hayvanların nanobodileri kullanarak birçok hastalığa karşı başarılı tedaviler keşfetmek için çalıştılar. Nanobodilerin küçük boyutları, daha büyük antikorların sığamayacağı viral protein alanlarına bağlanmalarını sağlar ve bu viral proteinlerin insan hücrelerle bağlanmasını engeller.

Austin’de bulunan Texas Üniversitesi’nde doçent ve araştırmanın baş yazarı Jason McLellan şunları söylüyor:

“Lamalar bu nanobodileri doğal bir yolla, yüksek bir üretkenlikle üretirler ve (nanobodiler) daha büyük boyutlu antikorların ulaşamayacağı protein yüzeyinde bulunan ceplere sığarlar.”

McLellan’ın devegillerdeki nanobodiler konusunda yılların deneyimine sahip. McLellan ve öğrencisi Daniel Wrapp’ın yanı sıra Belçika’da bulunan Ghent Üniversitesi’den Moleküler Viroloji Bölümü Dekanı Xavier Saelens liderliğindeki bir grup bilim adamı, Respiratuvar Sinsityal Virüsün (RSV) yanı sıra şiddetli akut solunum sendromu (SARS) ve Ortadoğu solunum sendromuna (MERS) karşı etkili olduğu kanıtlanmış nanobodileri ayırmayı başardılar.

2020 yılının Ocak ayında yeni tip koronavirüsün (SARS-CoV-2) genetik dizilimi açıklandığında, McLellan, Wrapp ve Saelens, Ulusal Argonne Laboratuvarı araştırmacıları ile işbirliğinde, daha önce bir lamanın kanından ayırdıkları antikorlardan herhangi birinin SARS-CoV-2 üzerinde etkili olup olmadığını test etmek için çalışmaya başladılar.

Argonne Ulusal Laboratuvarı’nda Gelişmiş Foton Kaynağı’nın (APS) X-ışınları kullanarak belirledikleri bu nanobodilerden birinin SARS-CoV-2 karşı etkili olabileceğini keşfettiler.

McClellan, “VHH72” olarak adlandırılan bu nanobodinin şu anda Kovid-19 tedavisi için geliştirilme aşamasında olduğunu söyledi. McLellan ve öğrencisi Daniel Wrapp, 2020 yılında bu çalışmaları sayesinde, ABD’de en prestijli ödüllerinden biri olan “Altın Kaz” ödülünü kazandılar.

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu