Büyük Mağrip

Libya’da askeri ve güvenlik birimlerinin birleşmesi halkın DEAŞ saldırılarının durdurulması umutlarını yeşertti


Libyalı askeri yetkililer ve uzmanlar, başta aşırılık yanlısı DEAŞ terör örgütü olmak üzere radikal grupların kalıntılarının, Libya’da geçtiğimiz yıllarda hüküm süren güvensizlik ortamından yararlanarak tekrar ülkeye dönmeye çalıştıklarına işaret ederek, güvenlik birimleri ve askeri kurumların hızla birleşmesinin, söz konusu terör örgütlerinin ülkedeki saldırılarını sonlandıracağını söylediler.

5+5 Ortak Askeri Komite üyesi Tuğgeneral Fituri Gribel, terör örgütlerinin ortadan kaldırılmasına yönelik son dönemde yapılan çalışmaların ‘gerekli düzeyin altında’ olduğunu kabul etti. Tuğgeneral Gribel, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, bunun nedenini ülkenin son on yılda tanık olduğu bölünmeler ve bu bölünmelerden yaralanan radikal grupların önünü kesebilecek birleşik askeri operasyonların olmayışına bağladı. Tuğgeneral Gribel, “5+5 Ortak Askeri Komite’nin terörle mücadeleye gösterdiği özen sayesinde, özellikle komite üyeleri arasındaki devam eden iş birliği ve bilgi alışverişi çerçevesinde, durum şuan olduğundan daha iyi ilerleme kaydediyor” ifadelerini kullandı.

Geçtiğimiz günlerde Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne (BMGK) sunulan bir BM raporu, Libya’da terör örgütlerinin, özellikle ülkenin güneyindeki Taragin, Ubari ve Gadduva gibi çeşitli bölgelerde halen uyuyan hücrelerinin olduğuna işaret etti. Tuğgeneral Gribel konuya ilişkin değerlendirmesinde, “Libya ile bölge ülkeleri arasında güvenlik ve istihbarat iş birliği olduğu ve özellikle Ulusal Birlik Hükümeti’nin inisiyatif almasıyla bu iş birliğinin artması bekleniyor” dedi. Tuğgeneral Gribel, Libya’nın güney sınırının, uzunluğu ve kontrolden çıkmasının yanı sıra bazı sınır ötesi örgütleri faaliyetlerini sürdürmeye cesaretlendiren mevcut güvenlik durumunun kırılganlığı nedeniyle DEAŞ için ülkeye giriş yapılan en önemli nokta olduğunu ifade etti.

DEAŞ üyelerinin Libya’daki gelir kaynaklarının, haraç kesme ve zorla yağmalamanın yanı sıra yabancı fonlar, insan, uyuşturucu ve petrol kaçakçılığı gibi suçlar olduğuna dikkati çeken Tuğgeneral Gribel, bu yollarla elde edilen paranın, gerek yabancı ülkelerden gerek Libya’dan gençleri, özellikle de yanlış fikirlere sahip olanları örgüte çekmek için kullanıldığını belirtti.

Öte yandan Libya Ulusal Ordusu’na (LUO) bağlı Ahlaki Rehberlik İdaresi Başkanı Tuğgeneral Halid el-Mahcub, LUO’nun terörle mücadeledeki rolüne ve bu rolü sürdürmesine dikkati çekerken, “Yeni hükümet, bu örgütlerin tehlikelerinin çok iyi farkında olsa da ondan şu aşamada bir şey talep etmek için henüz çok erken” şeklinde konuştu.

LUO, Mart ayı ortalarında ülkenin güneyindeki Ubari kentinde niteliksel bir operasyon başlattığını ve operasyonun DEAŞ’ın önde gelen liderlerinden biri olan Muhammed Mevlud Muhammed’in (Ebu Ömer) yakalanması ile sonuçlandığını duyurdu. LUO’nun açıklamasına göre Ebu Ömer’in DEAŞ’ın Mali ve Nijer kolunu komuta eden Ebu el-Velid es-Sahravi ile bağlantılıydı. Ayrıca yine LUO tarafından geçtiğimiz yılın Eylül ayında Sebha kentinde gerçekleştirilen benzer bir askeri operasyonla öldürülen Libya’nın DEAŞ emiri Ebu Muaz el-Iraki güçlü ilişkilere sahip olduğu biliniyor.

Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan jeostratejik ve güvenlik araştırmaları uzmanı eş-Şerkavi er-Rudani, Libya’nın ‘görevlerini yerine getirebilecek ve terörizme karşı ortak savunma stratejilerini ve planlarını uygulayabilecek birleşik güvenlik kurumlarına sahip olması karşısında halen bir takım engellerin bulunduğu’ konusunda uyardı.

Rudani, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “5+5 Ortak Askeri Komite’nin çabalarına rağmen, Libya’nın birleşik ve modern bir ordu kurması yaklaşık on yıl alabilir. Kaos ve kaçakçılıkla beslenen yaklaşık bin 600 silahlı milisin varlığı ise bu görevi daha da zorlaştırıyor” diye konuştu.

DEAŞ’ın Libya’daki faaliyetlerini dondurmuş gibi görünmesine kanıp tehdidin hafiflediğinin düşünülmemesi gerektiğinin altını çizen Rudani, “Örgütün Libya’nın güneyindeki zorlu araziyi kullanma yeteneği ve bazı taraflarla yaptığı iş birliği, terör ağlarını gizleme, geliştirme ve genişletme imkanlarını artıran faktörler arasında yer alıyor. Böylece Afrika kıtasındaki toplumlara güçlü bir şekilde sızıyor ve daha fazla takipçi çekiyor” ifadelerini kullandı.

Libyalı siyasi analist Kamil el-Mer’aş ise Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, LUO’nun örgüte yıkıcı darbeler vurmasına rağmen, paralı askerlerin henüz ülkeyi terk etmemesinden ötürü durumun hiç de kolay olmadığını ve olmayacağını söyledi. Mer’aş, “DEAŞ’a sempati duyan ve onu terör örgütü olarak görmeyen Libyalı milislerin varlığının yanı sıra Türkiye’nin (Libya’ya) getirdiği, Suriyeli muhalif gruplardan gelen unsurların da çoğunlukla anavatanlarındaki aşırılık yanlısı terör örgütlerine bağlı olduğunu herkes biliyor” dedi

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu