Siyaset

Trump-Erdoğan ilişkilerinin mimarı Yalçındağ, Biden’a ulaşmak için Çin’e karşı işbirliği önerdi


ABD’deki en büyük Türk ticaret grubu Türkiye-ABD İş Konseyi’nin (TAİK) Başkanı, iki ülkenin işbirliğini nasıl daha fazla artırabileceğine dair önerileriyle Joe Biden yönetiminin karşısına çıktı. 

TAİK Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ, Pazartesi günü Dışişleri Bakanı Antony Blinken’e bir mektup göndererek bu çabaya önderlik etti. Yalçındağ, görevinin onaylanmasından dolayı tebrik ettiği Blinken’ın Dışişleri Bakanlığı görevini “hak ettiğini” belirterek övgüde bulundu ve bir çalışma ortamının oluşturulması arzusunu dile getirdi.

Yalçındağ mektubunda, “Ülkelerimiz arasındaki ekonomik ilişki sadece Türk ve Amerikan geçim kaynakları için hayati değil; aynı zamanda onlarca yıllık ittifakımızı güçlendirilebilecek bir temeldir” diye yazdı. Derinleşen işbirliğinin “kritik öneme sahip stratejik ilişkimiz dahilinde daha fazla güvenlik, anlayış ve daha fazla işbirliği getireceğini” de vurguladı.

Bu ticari diplomasi girişimi, Türkiye’nin ABD’deki baş ticaret temsilcisinden bekleniyordu, ancak geçmiş yönetimle bağlarını göz önünde bulunduran Yalçındağ da meraklı bir arabulucudur. 

Yalçındağ, kayınpederi ve Türkiye’nin en zengin işadamlarından Aydın Doğan aracılığıyla Başkan Donald Trump ailesinin bilinen bir arkadaşıdır. İki aile, Trump Towers İstanbul’un 2008’de üzerinden yükseldiği arsayı alabilmek için birlikte çalıştı. 2016’da Trump’ın seçildiği gece, Yalçındağ’ın New York City’deki Trump Towers’ta bulunduğu ve Türkiye’nin Washington’daki büyükelçiliği için yeni first family ile iletişim kuran ilk kanal olarak hareket ettiği bildirilmişti.

Yalçındağ’ın 2018’de TAİK’in başına geçmesinin yolunu açan da, Trump’la olan bu bağlantılarıydı. Liderliği altındaki TAIK, görev süresi boyunca başkanla görüştüğünü reddetmesine rağmen, Trump ticaret imparatorluğuyla bağlantılı mülkler için cömert bir şekilde para harcadı.

Yalçındağ’ın mektubu, TAİK’in uzun süredir lobicisi olan K-Caddesi üzerindeki Mercury Public Affairs tarafından ulaştırıldı. Mercury daha önce Türk büyükelçiliği için çalışıyordu, ancak geçen yıl Dağlık Karabağ savaşında Türkiye’nin Azerbaycan’a verdiği desteğe karşı çıkan Ermeni-Amerikan gruplarının baskısı üzerine sözleşmesini sona erdirdi.

Blinken’e yazılan bu mektup, TAIK’in, yeni başkanın ekibine yaptığı ilk ulaşma girişimi değil. Yalçındağ geçtiğimiz günlerde verdiği bir röportajda, seçilmesinin ardından Biden ile Ticaret Bakanı Gina Raimondo ve Tarım Bakanı Tom Vilsack dahil olmak üzere diğer kabine liderlerine de bir mektup gönderdiğini söyledi.

Yalçındağ, yeni başkandan yanıt alamadığını, ancak büyük bir ihtimalle başka bir lobicinin yardımıyla Biden’ın özel kalem müdürü Ron Klein’a ulaştığını iddia etti. 

Yalçındağ her kabine üyesine gönderdiği mektuplarında Trump yönetimi sırasında dile getirdiği önerileri yansıtan tanıdık fikirler sundu. Bunlar, şu an 20,7 milyar dolar seviyesinde olan ABD-Türkiye ticaretinin 100 milyar dolara çıkarılması çağrılarını içeriyor.

Yalçındağ’ın mektuplarındaki bir diğer öneri de ABD’den sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ithalatının artması oldu. Son yıllarda Türkiye’nin ABD’nin düşmanları İran ve Rusya’dan azalan gaz ithalatının yerine Amerikan gazı ithalatının artışını vurguladı. ABD Enerji Bilgi Ajansı’na (EIA) göre, Türkiye’nin ABD sıvılaştırılmış gaz ithalatı şu anda 123.957 milyon fit küp civarında ve bu rakam son altı yılda istikrarlı bir şekilde artış gösterdi.

Yalçındağ’ın Biden yönetimine, özellikle Blinken’e yazdığı mektuplarda bariz bir şekilde, Türkiye’nin Temmuz 2019’da Rusya’dan S-400 füze sistemini satın almasına yönelik ABD yaptırımlarından bahsedilmiyor.

Türkiye, füzeleri satın aldıktan sonra F-35 programından çıkarıldı ve savunma sektörü bu çıkarılmadan dolayı yaptığı sözleşmelerde milyarlarca dolar kaybedecek. 

Geçtiğimiz Aralık ayında Trump yönetimi, Türk savunma sanayisi liderlerini yaptırımlarla tokatladı ve Biden ekibi, S-400 devreden çıkarılıncaya kadar mevcut uygulamayı sürdüreceğini belirtti.

Yalçındağ, Türkiye’ye yaptırım kararı konusundaki hoşnutsuzluğunu ve mevcut çıkmazı aşmaya ilişkin diplomatik atılım umutlarını pek çok kez açıkça dile getirdi. 

Biden yönetiminden biraz ilgi görebilecek Trump yıllarından kalma bir tema Çin’e karşı işbirliği önerileridir. Başkan Biden ve ekibi, Kongre ile de paylaşılan güçlü bir arzu olan Çin’in bir numaralı dış politika önceliği olduğunu açıkça ortaya koydular. 

Bu amaçla Yalçındağ, ABD ve Türkiye arasındaki ticari ilişkilerin güçlenmesinin, Kovid-19 salgını sırasında ilgi çeken bir trend olan Çin’den ayrılmak isteyen Amerikan işletmelerine yardımcı olabileceğini öne sürüyor.

Raimundo ve Vilsack’e yazdığı mektubunda Yalçındağ,  “Walmart gibi büyük ABD şirketleri zaten tedarik zincirlerini Çin’den Türkiye’ye kaydırıyorlar ve salgının ardından tedarik zincirlerini çeşitlendirmek isteyen ABD şirketleri için Türkiye’nin değerini güvenilir bir ortak olarak kanıtlamaya istekliyiz” diye yazdı. 

Yalçındağ, yurt dışında da Türkiye’nin ticari bağlarının ABD’nin Afrika’daki varlığını geliştirmesine yardımcı olabileceğini sözlerine ekledi.

TAİK tarafından Boston Consulting Group’a (BCG) hazırlatılan bir rapora göre, Çin’in kıtadaki varlığı demokratik olmayan hükümetlerle anlaşmaları kesme istekliliğinin yanı sıra altyapı ve sermaye yatırımlarına dayanıyor. Afrika ülkeleri zaman zaman Çin’in varlığından rahatsız olsalar da Pekin çoğu için en büyük ticaret ortağı olmaya devam ediyor.

Oxford Üniversitesi’nde araştırmacı olan Samuel Ramani, Ahval’e verdiği demeçte, özellikle Ankara’nın kıtadaki artan varlığı göz önüne alındığında, ABD ve Türkiye için Afrika’da işbirliğinin mümkün olduğunu söylüyor. Türkiye’nin son yıllarda yerleştiği Libya veya Somali gibi değişken yerlerde işbirliğinin faydalı olabileceğini ekliyor.

Ramani, “Bu ticari bağlantılar, her iki ülkenin potansiyel güvenlik politikası hedefleriyle örtüştüğü için uygulanabilir – hem ABD hem de Türkiye, Libya’daki Ulusal Anlaşmalar Hükümeti’ni destekliyor ve her ikisi de Afrika Boynuzu’nda daha az aşırılık istiyor” şeklinde görüş belirtiyor.

Ramani, Türkiye ve ABD’nin “Çin’in Afrika’daki hegemonyasına karşı birlikte hareket edecekleri” konusunda şüpheli olsa da ekonomik kalkınma projelerinde birlikte çalışabileceklerini belirtiyor. Örneğin her ikisi de Çin’in gibi Afrika Kalkınma Bankası’na üye ve bu da bazı ortak çabaları beraberinde getirebilir.

Ramani’ye göre Afrika’daki işbirliği resmi düzeyden çok şirketler üzerinden yürütülebilir. Afrika’nın diğer bölgelerindeki rakip ortaklıklara dayalı olarak iki ülke arasında “kurumsallaşmış çok az gerçek işbirliği” olduğunu öne süren Ramani, “Şirketten şirkete bağlantılar yine de oluşabilir, ancak belki de ABD hükümeti tarafından yönlendirilmeleri gerekmez” diyor.

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu