Büyük Mağrip

Tunus Yasemin Devrimi’nden bugüne: Çok kayıp, az başarı

Tunuslular Sidi Buzeyd ayaklanmasının yıldönümünü biraz coşku ile daha çok yetkilileri eleştirerek kutladılar


Tunus Cumhurbaşkanı Zeynel Abidin bin Ali rejiminin devrilmesine yol açan ve ülkeyi demokratik geçiş sürecine taşıyan halk protestolarının patlak vermesinin 10. yılını coşkusuz bir atmosfer ile kutladı. Bazıları tarafından Yasemin Devrimi olarak adlandırılan bu büyük olay için “Devrim yanar yakmaz: 10 yıllık uzun bekleyiş” sloganı seçilerek açık bir şekilde demokrasi girişimine karşı toplumsal endişeye işaret edildi.

Zira demokratik girişim siyasi sürecini korumuş olsa da sosyal ve ekonomik gidişat hala devam eden kitlesel protestolar ile halkın kalkınma ve üretim talebi yüzünden pek çok tehlike içerisinde sekteye uğruyor. Bu da Tunus’taki bazı yerel gazetelerin ilk sayfalarındaki bazı haberlerin başlığını “Devrimin mahsulü: Pek çok kayıp… Birkaç başarı” şeklinde atmasına yol açtı. Bir medya forumunun organizatörleri ise “Devrimin üzerinden geçen 10 yıl ve henüz uygulanmayan kararlar” sloganını seçti.

Bu yılki kutlamalar, yıllardır süregelen beklentiler ışığında ülkenin uzun zamandır içinde bocaladığı ve peş peşe gelen hükümetlerin köklü çözümler bulamadığı krizi çözmek için çeşitli siyasi girişimlerin ortasında tekrar yapıldı. Tünelin sonunda bir umut ışığı olsa da iyimser olan pek çok kişi elde edilen şeyin “oldukça az” olduğunu düşünürken Tunusluların pek çoğuna yöneltilen soru olduğu gibi duruyor: Tunuslu genç Muhammed Buazizi’nin kötü sosyal koşullarını protesto etmek için kendini yakma girişiminin üzerinden 10 yıl geçtikten sonra ne kazanıldı?

Bu soruya cevap olarak bazıları “seçim zamanlarında ortaya çıkan birçok vaat ve Tunus devriminin beşiği olan Seydi Buzeyd bölgesinde 2012 yılından beri hayata geçirilmeyen bir dizi karar” dışında hiçbir şey elde edilmediğini söylüyor.

Devrimden sonraki ilk yıllarda yaygın olan kutlama gösterilerinin, özellikle iç bölgelerde hayat ve sosyal koşulların kötüleşmesi nedeniyle dağıldığı dün fark edildi. Buazizi’nin Seydi Buzeyd şehir merkezinde büyük bir fotoğrafının yer aldığı levha ve el arabasının heykeli de yıllar geçtikçe ışıltısını kaybetti. Seydi Buzeyd şehir merkezindeki ana caddede binaların duvarları “Biz sizin için özgürlük yoluna taşlar döşedik siz virajlı yollardan gittiniz”, “Şiddet korkakların silahıdır” ve “Sloganlar gerçek eyleme dönüştürülmeli” yazılı pankartlarla süslendi. Aynı zamanda el arabası heykelinin üzerine de “Affetmeyeceğim” yazıldı.

Cemil el-Buzeydi Fransız haber ajansına AFP’ye verdiği röportajda “10. yılı geriye giderek kutluyoruz… Uzun zamandır siyasi tabaka için bekledik; bu yüzden kimseyi beklememe kararı aldık” ifadelerini kullandı.

Buzeydi kentte devrimin yıldönümünün artık eski rejime son verme tarihinin anısına yapılmadığının, aksine mevcut siyasi rejimi ve genellikle bakanları ve yetkilileri taşlar ve “Defol” sloganları ile karşılayan bölgedeki ekonomik duruma çözüm “bulunamamasını” protesto etmek için yapıldığına işaret etti. Diğer taraftan Siyasal Bilimler Araştırmacısı Hamza el-Mueddib “Atmosfer kutlamaya uygun değil. Ne yöneticiler ne yönetilenler kutlama havasına giriyor; çünkü ortada ülkenin kötü bir durumda olduğunu ifade eden bir sonuç var. Tunus zorluklarla demokrasiyi inşa etmeyi başardı. Siyasi özgürlükler konusunda ilerleme olduğu da aşikar. Ancak devrimden 10 yıl sonra büyük bir başarısızlık var” dedi.

Ülkedeki siyasi tabaka 2019 yılında yapılan seçimlerden beri bölünmelere tanık oluyor. Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının etkileri ile birlikte sosyal ve ekonomik durum daha da kötüleşirken, enflasyon nedeniyle satın alma gücünün düştüğü bir zamanda işsizlik oranı da yüzde 15’i aşıyor. Aynı zamanda, siyasi alanda yaşanan gerilimler büyük ekonomik reformların uygulanmasını ve yolsuzluğa karşı savaşılmasını engelliyor.

Mueddib “Göstergeler kırmızı alarm veriyor ve Tunuslular öfke içerisinde. Bu yetkililerin saha ziyaretleri yapması için uygun bir zaman değil” ifadelerini kullanarak Cendube kenti (kuzeybatı) sakinlerinin iki hafta önce bölgedeki bir hastanede asansörün bozulması sonucu bir doktorun hayatını kaybetmesinin ardından bölgeyi ziyaret eden Başbakan Hişam el-Meşişi’yi “Defol” sloganları ile karşıladıklarına işaret etti. Halkın öfkesinin artmasıyla birlikte geçtiğimiz hafta yollar kapatıldı, oturma eylemleri yapıldı ve güvenlik, kalkınma ve hükümet hizmetlerinin iyileştirilmesine yönelik talepler sonucu bölgelerdeki üretim faaliyetleri sekteye uğradı.

Tunuslular, ülkenin siyasi sınıfını genelde arkasında dar partizan çıkarları olan konularda zaman kaybetmekle suçlayarak parlamentonun son zamanlarda keskin tartışmalara sahne olduğuna ve bazen de bu tartışmaların eller ile dövüşmeye kadar vardığına işaret ettiler. Parlamentoda en çok sandalyeye sahip olan Nahda Partisi, bölünmüş parlamento bloklarının önünde rahat bir çoğunluk oluşturmakta zorluklarla karşı karşıya kalıyor. Bu yüzden Meşişi hükümeti güçlü bir siyasi desteği olmadan zayıf kalıyor.

Mueddeb “Siyasi sınıf başarısız oldu ve büyük eleştirilerle karşı karşıya kalıyor. Devrimden 10 yıl sonra artık insanlarda konuşmaları dinleyecek sabır kalmadı. Şu an gerçek bir başarı istiyorlar” dedi.

Peş peşe gelen bu hayal kırıklıklarının ortasında gözlemciler, devrimden sonra aşılık yanlısı ideolojilerin yayıldığını, silahlı radikal örgütlerin oluştuğunu ve bu örgütlerin turistleri, güvenlik görevlilerini ve askerleri hedef alan saldırılarla ulusal kamu güvenliğini tehlikeye attıklarını vurguluyor. Aynı zamanda siyasi suikastlar ile ülke sarsıldıktan sonra yetkililer olağanüstü hal (OHAL) ilan etti ve günümüzde de bu hala uygulanmaya devam ediyor. İş sıkıntısı da pek çok gencin deniz üzerinden yasadışı olarak Avrupa kıyılarına doğru göç etmesine neden oldu.

Tunuslu siyasi analist Ziyad Kerişan konuya ilişkin yaptığı açıklamada “Farklı derecelerde de olsa herkesin sorumluluğunu paylaştığı toplumsal bir başarısızlık olduğu kabul edilmeli. Başarısızlık devrim ile devrim yaratma kavramlarını ve demokrasi ile devletin etkinliğini ve gücünü bir araya getirme konusunda uzlaşamadığımızı gösteriyor. Öyle ki hareket eden kumların olduğu bir bölgeye düştüğümüzü ve buradan ne kadar çıkmaya çalışırsak çalışalım çamuruna o kadar battığımızı düşünüyoruz” dedi.

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu