Büyük Mağrip

Libya’da iktidara tutunmak: Hesaplaşmadan çekinmek ve kazanımlara sarılmak


Libya’da Kaddafi rejiminin devrilmesinden bu yana, iktidardakilerin görev süreleri dolmasına rağmen koltuklarını terk etmek istemedikleri yönünde bir olgu var. Bazılarına göre bu olgu, ülkede art arda kriz yaşanmasının başlıca sebebini oluşturuyor ve yeniden silahlı çatışmalar çıkmasına zemin sağlıyor.  

Temsilciler Meclisi üyesi Hasan Zarka Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada bu olguyu değerlendirdi. Zarka, “Herhangi bir yetkilinin pozisyonunu korumayı başarması ve ayrılmayı reddetmesi, görevden alınmasının meşruiyetine dair şüphe oluşturmasıyla mümkün oluyor. Ayrıca bu yetkililer görevlerinden zor kullanılarak kovulmamak için kendilerini destekleyen silahlı gruplara itimat ediyor” dedi.  

Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdulhamid Dibeybe’nin, BM öncülüğündeki Libya Siyasi Diyalog Forumu tarafından desteklendiğini hatırlatan Zarka, Dibeybe’nin şubat ayında herhangi bir sorun yaşamadan iktidarı devraldığını ancak görev süresi dolduğunda iktidardan ayrılmadığını söyledi. Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) Başbakanı Fayiz es-Serrac’ın hükümetinin bir yıllığına seçildiğini buna rağmen Serrac’ın beş yıl boyunca koltuğunu terk etmediğini ifade eden Zarka, “Serrac 2020 Eylül ayında bir sonraki ay koltuğunu bırakacağını duyurdu, buna rağmen 2021’de yeni hükümet seçilene kadar iktidarı terk etmek istemedi” diye konuştu.  

Libya’daki silahlı milis grupları, destekledikleri yöneticilerin görevden alınması kararlarına genelde şiddetle karşı koyuyor. Zarka bu bağlamda belirgin bir örnek olarak Temsilciler Meclisi’nin Merkez Bankası Başkanı Sıddik el-Kebir’i azletme kararının uygulanamaması olarak gösterdi. Batılı ülkelerin el-Kebir’in görevden alınmasına itiraz ettiği için bunun mümkün olamadığını belirten Zarka, “Temsilciler Meclisi’nin, İstikrar Hükümeti’nin yönetimi devralması kararı uluslararası güçler tarafından destek bulmadığı için başarısız oldu, böylelikle Dibeybe görev süresi dolmasına ve azledilmesine rağmen iktidara tutunmayı başarabildi” dedi.  

Temsilciler Meclisi, 2014 siyasi olayların arka planı kapsamında, Merkez Bankası Başkanı Sıddik el-Kebir ve Muhasebe Müdürü Halid Şekşek’i azletme kararı almış ancak bu kararlar uygulanamamıştı.  

Zarka yetkililerinin görevlerini terk etmek istememesinin başlıca nedeninin elde edilen mali çıkarlar, güç ve nüfuz arzusu olduğunu söylüyor. Ayrıca bu kişileri o pozisyonlara getiren güç odaklarının da çıkarlarını ve kazanımlarını korumak adına, istifa etmemeleri yönünde baskı kurması kuvvetle muhtemel. Zarka’ya göre, ülke üzerinde tam kontrol sağlamak isteyen siyasi İslam hareketi, rakiplerinin kazanma olasılığı konusunda büyük endişe duyuyor. Bu durum, statükoya alternatif herhangi bir senaryonun oluşmasını engellemek için bu akımın en katı kanatları ile Dibeybe ve bazı askeri oluşumlar arasındaki mevcut yakınlaşmayı açıklayabilir. Siyasal İslamcı hareketlerin endişeleri, Mısır ve Tunus’taki müttefiklerinin iktidarı yitirmesiyle daha da artmış durumda.  

Temsilciler Meclisi üyesi Caballah el-Şabani, “Libya’daki tüm organlar gerçek meşruiyetlerini kaybetmelerine rağmen iktidara tutunuyorlar. Temsilciler Meclisi anayasal haklarını kullanarak birçok kurumun başkanını azletti ancak Batı’da bu kararlar dikkate alınmadı. Ne yazık ki Libya’da her şey ters istikamette gidiyor, iktidar anayasaya uygun bir şekilde devredilmesi gerekirken iç ve dış anlaşmalarla emri vakilerle sürdürülüyor” yorumunda bulundu.  

2014 yılında göreve başlayan Libya Temsilciler Meclisi, 2015 yılında görev süresinin dolmasına birkaç gün kala, yeni yasama organı seçilinceye kadar varlığını uzatma kararı almıştı. Libya Devlet Yüksek Konseyi’nin yetkisi meclisin feshedilmesiyle sona erecekti ancak meclisin uzatılması bu konseyin de görev süresini uzatmasına neden oldu.  

Milletvekili Mohamed Lino, “Mevcut tüm organlar, seçimler yapılmadan konumlarını ya da yetki alanlarını terk etmeyeceğini açıklıyor. Mesele bazılarının düşündüğü gibi sadece güç ve mali çıkarlarla ilgili değil, hemen hemen herkeste ideolojik, coğrafi ya da farklı nedenlerle bir hesaplaşma yaşanmasından korkuyor. Dolayısıyla herkes kendi güvenliğini garanti altına almak istiyor” değerlendirmesinde bulundu.  

Dibeybe’nin iktidarını korumak için dış güçlere ve silahlı milislere itimat ettiği yönündeki iddiaları reddeden Lino, “Dibeybe’nin kendisine bağlı milis güçleri yok, çok sayıda siyasi taraf ile milis güçlerinin çıkar uyuşması söz konusu, bu güçler Başağa hükümetinin kurulmasını istemediği için Dibeybe’yi destekliyor’’ dedi.  

Devlet Yüksek Konseyi üyesi Saad bin Şerada, iktidarı gasp ederek pozisyonunu terk etmek istemeyenlerle, siyaset yapmak isteyen sabık devlet yetkilileri arasında ayrım yapmanın zorunlu olduğunu söyledi. Şerada, “İktidar herkesin hedefidir, iktidara ulaşmak için, silaha başvurmaksızın seçimler aracılığıyla çaba göstermek meşrudur. Nitekim karar mercii halktır. Maalesef iktidardakilerin çoğu pozisyonlarını terk etmeye yanaşmıyor. Bu kişiler seçimlere itimat etmenin kendilerine başarı sağlamayacağını düşünüyorlar” diye konuştu.  

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu