Afrika

Sudan’da ‘Kasım Anlaşması’ halkın öfkesi ile Hamduk’un orduyu kontrol etme hesapları arasında kaldı


Sudan Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan ile Başbakan Abdullah Hamduk arasında 21 Kasım’da imzalanan siyasi çerçeve anlaşması, sokağın ve Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri’nin (ÖDBG) şiddetli tepkisiyle karşı karşıya.

ÖDBG söz konusu anlaşmanın ‘askeri darbenin bir uzantısı’ olduğunu savunuyor. Diğer yandan Birleşmiş Milletler (BM) Sudan Temsilcisi Volker Peretz, ülkedeki geçiş süreci sürecine geri dönülmesi hususunu görüşmek için siyasi liderlerle temaslarını sürdürüyor.

Analistler ülkedeki siyasi sahnenin ‘belirsiz’ ve bütün ihtimallere açık olduğu, sivil ve askeri bileşenler arasındaki anlaşmazlığın darbeden öncesine geri dönülmesini zorlaştıran bir aşamaya ulaşmasının ardından taraflar arasındaki güvenin kaybolduğu görüşündeler. Yaşanan ayrılık, söz konusu anlaşmanın şu anki haliyle krizden çıkış için çözüm olmadığına işaret ediyor.

Sudanlıların bir kısmı, sokakta darbeye ve anlaşmaya karşı güçlü bir direniş olması ve sivil otoriteye yönelik siyasi desteğin olmaması nedeniyle başbakanın yeni hükümeti kurmaya yönelik adımlarının kısıtladığı görüşündeler.

BM Sudan Temsilcisi Volker Peretz, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda şunları söyledi:

“Görüşmelerime Başbakan Abdullah Hamduk ile devam ettim. Ayrıca Sudan’ın anayasal ve demokratik yola nasıl geri dönebileceğini dinlemek ve tartışmak için Sudan Kongresi Partisi Başkanı Ömer ed-Digeyr, Darfur Bölge Valisi Mini Arko Minawi ve başka isimler ile de görüştüm.”

Şarku’l Avsat’a açıklamalarda bulunan güvenilir kaynaklara göre başbakan, çerçeve anlaşmasını gelecek dönemin genel hatlarını belirleyecek kapsamlı bir siyasi uzlaşıya dönüştürmek için siyasi bir süreç başlatılması gerektiğini düşünüyor.

Kaynaklar sürecin siyasi güçler, parlamentonun oluşumu ve bir sonraki hükümetin yetkilerinin kriterleri de dahil olmak üzere ülkedeki geçiş sürecinin geleceği hakkında ciddi tartışmalar yürütmeye açık olmalarına bağlı olduğu görüşündeler.

Siyasi analist el-Cemil el-Fadıl konuya ilişkin yaptığı açıklamada anlaşmaya karşı mutlak bir reddetme durumu olduğunu, sokaktaki vatandaşların “Askerlerle müzakere yok, ortaklık yok ve meşruiyet yok” sloganlarına bağlı kaldığını ve ülkeyi sonu kestirilemeyen ihtimallere sürükleyen gerginlik ortamının devam ettiğini belirtti.

Fadıl sivil otoriteye yaptıkları darbeden sonra askerlere duyulan güvenin tamamen kaybolmasıyla sokaktaki vatandaşların beklentilerinin çıtasının oldukça yükseldiğini ve siyasi güçlerin ülkenin sonu bilinmeyen felaketlere sürüklenmesini önlemek için halkın anlaşmayı kabul etmesine yönelik büyük bir çaba göstermesi gerektiğini söyledi.

Fadıl, başbakan ve bazı siyasi güçlerin darbecilerin ellerini yönetimden çekmeye çalıştığını belirtti. Söz konusu çabaların 25 Ekim kararları durağından ayrılınması ve ülkedeki gerçek demokratik sürece dönülmesi yönünde ordu generallerine baskı yapılması için uluslararası güçlerin liderlik ettiği itici bir güç tarafından desteklendiğine işaret etti.

Fadıl’a göre başbakanın bakan yardımcıları atayıp kamu kuruluşlarındaki atamaların, görevden almaların ve nakillerin durdurulmasına yönelik kararlar alarak darbe durumunu sonlandırma süreci biraz vakit alabilir. Devrimci halk yapısı gereği sabredemiyor.

Fadıl ayrıca mevcut sahnede ÖDBG’nin dolaylı bir katılımı olabileceğini ve karar alma merciine geri dönebileceğini düşündüğünü söyledi. Yeni atanan bakan yardımcılarından bazılarının bu güçlere mensup olduğuna ilişkin ortada dolaşan haberleri de bunun bir kanıtı olarak gösterdi. Fadıl’a göre ÖDBG içerisinde sahnenin yapısını ve diğer potansiyel tehlikelere ilişkin endişeleri anlayan bazı partiler var. Bu yüzden bu partiler sokaktaki gösterilerin tüm taraflar üzerinde büyük bir baskı oluşturduğu bir dönemde, ülkeyi mevcut kriz durumundan çıkarmak için bazı taktiklere başvuruyorlar.

Fadıl, askeri darbenin siyasi sahnede sebep olduğu sonuçlara dayanarak bölgesel güçlerin Burhan ve Hamduk’un arasındaki siyasi anlaşmayı desteklediklerini, çünkü bölgesel güçlerin tüm taraflar için hareket ve manevra alanı oluşturacak ve generallerin imajını kurtaracak bir denge kurmak istediklerini söyledi. Askerler ile siviller arasındaki ortaklık formülünün, bu ortaklığı ‘asgari bir anlaşma’ olarak kabul eden ve daha sonra ise ordu tarafından ihanete uğrayan halkın beklentilerini karşılayamadığını ve bu yüzden halkın tekrar ‘sadece sivil bir hükümet’ sloganını atmaya başladığını vurguladı. Fadıl’a göre görünen o krizden çıkmak üzere ordu ile pazarlık yapılabilmesi için bazı yüzler ortadan kaybolmadıkça askeri bileşene olan güveni yeniden inşa etmek kolay olmayacak.

Fadıl sözlerinin sonunda öfkeli halktan bazılarını anlaşmayı kabul etmeye itebilecek asıl etkenin, başbakan için gerçek bir otoritenin varlığı olduğuna dikkat çekti. Böylece Fadıl’a göre bu, mevcut durumun çözüme kavuşturulmasına yardımcı olacak ve devrim güçlerini karar merkezine geri döndürecek daha fazla anlaşmaya kapı aralayacak.

Siyasi analist Salah ed-Duma da konuya ilişkin yaptığı açıklamada, halkın çoğu Hamduk’u desteklese de anlaşma konusunda Burhan ile Hamduk arasında kaldığını, ancak herkesi memnun etmenin mümkün olmayacağını ve anlaşmaya karşı çıkanların olmasının kaçınılmazlığı dolayısıyla ileriye bakılabileceğini söyledi.

Duma başbakana yönelik halen iç kamuoyundan ve uluslararasından destek olduğuna dikkat çekti. Bunun anlaşmanın başarılı olacağının ve ülkeyi mevcut kriz durumundan çıkaracağının bir göstergesi olduğunu söyledi.

Duma anlaşmanın Hamduk’un sunduğu tüm talepleri net bir biçimde kapsadığını ve kendisine herhangi bir tarafın müdahalesi olmadan yürütme organını yönetme konusunda tam yetki verdiğini vurguladı.

Anlaşmanın, şu anda sokaktaki protestolara liderlik eden gruplar arasında bile her gün yeni topraklar kazandırdığını belirten Duma bu durumun başbakanın herhangi bir askeri müdahale olmadan görevini yerine getirmesi için bir güç oluşturacağını vurguladı.

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu